DİNİN SİYASET ÖNERMESİ BİTTİ Mİ?

Ayhan Saltan

Ayhan Saltan

  • 03 Mayıs 2019, 13:03

Çok ilginçtir son seçim arafesinde ve sonrasında Ak Parti taraftarlarında yaşanan haller biraz enteresan boyutlara ulaştı.
Bu gün yaptığım bir telefon görüşmesinde aslında siyasetle çok içli dışlı olmayan fakat dini hassasiyetlerinden ötürü iktidar partisini destekleyen dostumun telefonda söyledikleri genel apolitik dindarların düşünce ve temennilerinin tamamını içeriyordu.
Doksan yıllık iktidarlar dönemini birçok nedenden dolayı dindarlara haksızlık yapıldığı yönünde değerlendiren bu düşüncedeki vatandaşlar iktidar partisini dine saygılı ve yakın gelecekte tamamen dindarların içinde olacağı bir yönetim modelinin kurucusu olarak görmek istiyorlar.
Oysa kısa günün karı diyerek her olayın içine atılanlar bugün dindar kimlikle Ak Partiyi kuşattı ve başkalarına siyaset yapabilecekleri alan bırakmadı.
Şimdi sorun burada başlıyor.
Vatandaşın zannettiği gibi bu sızmalar üst yönetimin bilgisi dışında değil bizzat onların bilinçli tercihi ile olduğudur.
Oysa vatandaş Cumhurbaşkanının bunlardan biran evvel kurtulacağını zannederek umutla partiyi desteklemek arzusunu canlı tutuyor.
Samimiyetine inanmak istediğim birçok kalem sahibi de bunu sürekli gündeme getirerek Ak Partililer için AKP’lilerin tasfiye edileceği günü yazıyorlar.
Meşhur bir söz vardır “umut fakirin ekmeği, ye Mehmet ye” diye.
Belki de bu gün ellerine yüzlerine bulaştırdıkları din referanslı yönetim argümanı yerine gerçeğin ışığında liyakat ve ilke prensipleri ile devlet yönetilseydi zaten yaşamı din olanlar geniş kitlelerin gönlünde yer bulacaktı.
Hatırlarım 2000’lerin başında bir çok milliyetçi, liberal ve sosyalist dindarlardan umutluydu.
Hatta haksızlığa uğradıklarına inandıkları için açıkça destek de veriyorlardı.
Bizzat her yerde Ak Parti tabanı , belediyeler ile iktidara gelen Ak Partinin son yıllarda tercih ettiği adaylar eli ile akıl almaz olaylara bulaştığını dillendiriyor.
Demokrat Parti Kuranı ve ezanı Arapça okunacak şekilde değişikliği yaptığı zaman bu kitle umutlanmıştı.
Anavatan Partisi ve patronu Turgut Özal dini söylemler içeren konuşmalar yaptığında bu kitle yine hareketlenmişti.
Son onyedi yıldır umudunu diri tutan bu kitle belli kamu kaynaklarını kullansa da işin kamuda sadece başörtüsü takmak yada sakal bırakmak olmadığını yeni yeni anlamaya başladı.
Özellikle son seçim kayıpları ciddi paniğe neden oldu.
Oysa her kurumda açılan mescitler ya tek tük insanın gittiği yada üst düzey yönetici gidince gidilen riya odaları halini aldı.
Üretimi ve tüketimin katili faiz halen çok popüler ve hükümetçe her alanda teşvik ediliyor.
Daha ötesi dindar kimlikli bir kurumla alacak verecek meselesine bir girin hele neler oluyor?
Borcunuzu ödeyemeyince sizi nasıl haczedip hacizden doğan faiz farklarını cebe indiriyorlar bir görün.
İşin aslı biz bu oyunu çok gördük.
Bir zamanlar bu aziz millet Fetöye bile inanıp varını yoğunu vermedi mi?
Bir tarikat yada cemaat herhangi devlet kurumunu ele geçirdi de başkalarına yaşama hakkı verdi, bana söyler misiniz?
Bırakın dini kaygısı olmayanları diğer dini gruplara bile alan açmıyorlar.
Sevgili dindar kardeşlerim beni okuyup haklı olarak birçok eleştiri getiriyorsunuz.
Benimde mutlaka siyasi bir kimliğim var.
Lakin dindarlar ve dini kaygısı olanlar “laikçilere” onyedi yıldır büyük bir ders verdi.
Ama iş terse dönmeye başladı.
Bu kadar devleti ve kurumları ele geçirme telaşına düşmeden iktidara talip olanlara teslim olmadan pazarlık yapın.
Sizin artık o gücünüz var.
Kim size yaşamak istediğiniz alanı açacak ve toplumsal barışı sürdürecekse onu deneyin.
Olmadı bir sonraki ile pazarlık edin ve onu deneyin.
Elbette istediğiniz hayat sizi bulacaktır.
Bu yazdıklarımın tertsten okunuşu da farklı düşünenler için.
Amma insanların imanı midesindeyse yapabileceğimiz hiçbir şey yoktur.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

mecidiyekoy escort

Diyarbakır escort bayan